Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İnşaat Mühendisleri Odası: Yapı stokunun tamamı bilinmeli

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin deprem riskine dikkat çekti. Oda, milyonlarca yapının risk altında olduğunun bilindiğini ancak hangi yapıların ne ölçüde risk taşıdığının hâlâ net biçimde ortaya konulamadığını belirterek kapsamlı bir yapı envanteri çağrısı yaptı

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl

“Deprem gerçeği değişmedi”

İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin Türkiye’nin afet politikaları açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Açıklamada, aradan geçen 27 yıla rağmen Türkiye’nin deprem gerçeğinin değişmediği, farklı yıllarda meydana gelen Bingöl, Van, Elazığ, İzmir ve 6 Şubat depremlerinin yapı stokundaki kırılganlığı bir kez daha ortaya koyduğu ifade edildi.

Odaya göre artık asıl mesele, depremin ne zaman ve nerede meydana geleceğinden çok, mevcut yapıların ne kadar güvenli olduğunun bilinmesi.

“Riskli yapıların hangileri olduğunu bilmiyoruz”

Açıklamada, Türkiye genelinde yaklaşık 36 milyon bağımsız bölüm bulunduğu, yaklaşık 6 milyon bağımsız bölümün risk altında olduğunun belirtildiği hatırlatıldı.

Kentsel Dönüşüm Başkanlığı verilerine göre ise 2012-2025 döneminde 319 bin 551 binada riskli yapı tespiti yapıldı. Bu binalarda 1 milyon 272 bin 863 bağımsız bölüm riskli olarak belirlenirken, aynı dönemde 291 bin 144 binanın yıkımı gerçekleştirildi.

İMO, bu rakamların mevcut riskin büyüklüğü karşısında yeterli olmadığını savunarak Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel ve şeffaf bir envantere ihtiyaç olduğunu belirtti.

Yapının yaşı tek başına yeterli değil

İnşaat Mühendisleri Odası, yapı güvenliğinin yalnızca binaların yapım yılına göre değerlendirilmemesi gerektiğine de dikkat çekti.

Bir yapının hangi yönetmeliğe göre projelendirildiği, nasıl inşa edildiği ve kullanım sürecinde taşıyıcı sisteme müdahale edilip edilmediğinin de büyük önem taşıdığı ifade edildi. Kolon ve kirişlere müdahale, kaçak kat ve eklentiler ile kullanım amacındaki değişikliklerin yapı güvenliğini olumsuz etkileyebileceği belirtildi.

“Yeni yapılar da geleceğin riskli binaları olmamalı”

Açıklamada yalnızca eski yapıların dönüştürülmesinin yeterli olmadığı, bugün inşa edilen yapıların da güvenliğinin titizlikle sağlanması gerektiği vurgulandı.

İMO; zemin araştırması, proje, malzeme kalitesi, uygulama ve yapı denetiminin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirterek mühendislik hizmetlerinin eksiksiz verilmesi ve yapı denetiminin daha bağımsız ve etkin hale getirilmesi çağrısında bulundu.

İMO’dan 7 maddelik çağrı

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, deprem riskinin azaltılması için şu adımların atılmasını istedi:

  • Türkiye’nin tamamını kapsayan güncel ve kamuya açık yapı envanteri oluşturulması,
  • Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulması,
  • Riskli yapıların risk düzeyine göre önceliklendirilmesi,
  • Dar gelirli vatandaşlar için erişilebilir dönüşüm ve güçlendirme desteği sağlanması,
  • Kentsel dönüşümün rant yerine risk odaklı yürütülmesi,
  • Binaların kullanım sürecinde periyodik olarak kontrol edilmesi,
  • Yeni yapıların proje, uygulama, şantiye şefliği ve denetim süreçlerinin etkin biçimde yürütülmesi.

“Daha fazla beklemek istemiyoruz”

İMO, 17 Ağustos’un yıl dönümünde yapılan anmanın yalnızca geçmişte yaşanan acıları hatırlamakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, “17 Ağustos 1999’da yaşamını yitiren yurttaşlarımızı anmanın en anlamlı yolu, aynı acıların yeniden yaşanmasını önlemek için vakit kaybetmeden harekete geçmektir” mesajı verildi.