Geçtiğimiz sezon 5 puan kaybettirdiğimiz Galatasaray ile İstanbul deplasmanına çıktık. Dört maç sonunda topladığımız 9 puanın moraliyle gittiğimiz Rams Park’dan 1-0’lik maglubiyet ile döndük.
Yazımın başlığında olduğu gibi rakip Galatasaray olunca, hem kağıt üzerinde hemde futbol aklı ile bakıldığında mağlubiyete normal sonuç olarak görülüyor.
Geçtiğimiz sezon ve bu sezonun ilk dört maçında gördüğümüz gibi Selçuk İnan’ın bizim birinci bölge için oynattığı oyunu belki de Süper Ligde hiç kimse oynayamıyor ama futbolda kazanmak için sadece birinci bölgede iyi oynamak yetmez, yetmiyor da..
Bizim kadro yapımızında ikinci ve üçüncü bölge geçiş oyununa müsait olmaması da maçları bu şekilde götürmemizi adeta zorunlu hale getiriyor.
Kadromuzda geçen sezon Joe, Keita ve zaman zaman da Tayfur bu işi yapıyorlardı. Bu sezon Berkan ve Tayfur’dan başka ikinci ve üçüncü bölgeye geçiş oyununu oynayacak oyuncu tipinin olmaması da rakip kalede pozisyon bulamamamızda bir başka etken. Geçen sezon doğru dürüst forma giymeyen Sissoho’dan bu sezon bu tip oyunu oynamasını bekliyoruz.
Galatasaray maçının 60 dakikası boyunca futbol oynayamadık. Hatta doğru dürüst aynı anda iki üç pas dahi yapamayarak öne çıkamayan orta saha ile bu sezonun bitmeyeceğini gördük. Belki de bir çoğumuz da 9 puanımızın var olduğuna şükrettik.
Defansta Zoukrou’nun her gelen Galatasaray atağında panik havasına bürünmesi, Dikstell’in bu bölgede onun yanında yardımcı oyuncu vazifesi görmesi, Berkan Kutlu’nun birşeyler yapma çabasıyla daha kötü oyunu, kalecimiz Serhat’ın kurtardığı neredeyse yüzde yüzlük toplar ilk yarının özeti gibiydi.
Agyei’nin direğe vurduğu top, son 10 dakika önde baskımızla Tayfur, Metehan ve Arda’nın kafa vuruşu ile bulduğumuz pozisyonlar ikinci yarının bizim açımızdan da özeti gibiydi.
Hep söylüyorum da, yazıyorum da ; bizim rakiplerimiz Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor değil. Bu takımlarla oynarken Kocaelispor markasını yere düşürmeyelim, Ülkedeki futbolseverlere Kocaelispor gerçeğinin var olduğu gösterelim, geçtiğimiz sezonda olduğu gibi hem sahada hemde tribünde sempati kazanalım, sakatlık vermeyelim, oyuncu bazında kırmızı kart cezası yemeyelim ve alabildigimiz kadar da puan alalım yeter.
Bizim rakiplerimiz Cumartesi günü kendi sahamızda oynayacağımız Gaziantep FK gibi, Kasımpaşa gibi, Eyüp gibi, Alanya gibi, Gençlerbirliği gibi takımlar. Nasıl ki Amed, Konya ve Samsun maçlarını kazandıysak, Antep maçını da mutlaka kazanmamız gerekiyor. Sonrası Milli ara var, belki de bize ilaç gibi gelecek.
Maçın hakemi için ne söylesem, ne yazsam boş. Tüm takdir haklarını güçlüden yana kullandı. VAR olmasa golü de vermişti. Ama aynı VAR nedense Torreira’yi göremedi !
Yaklaşık 2500 kişi ile Rams Park’da ev sahibini susturan taraftarlarımıza da helal olsun. Keşke en az bir beraberlik ile dönebilseydik onlar için çok değerli olurdu..
PETKOVİC !!
Yazımın sonunda bir Süper Lig kulübüne ve yönetimine yakışmayacak şekilde maalesef sadece bizde yaşanan bir futbolcu olayını, yani Petkovic’in durumu ile ilgili birşeyler yazmak istedim.
Bir oyuncunun sakatlığı olabilir, uzun da sürebilir ama futbolcunun sakatlığının ne olduğunu, neden iyileşemediğini ve yeşil sahaya ne zaman döneceğini o kulübün başkanının da, yöneticilerinin de, hatta ne acıdır ki teknik direktörünün dahi bilmemesi kim ne derse desin çok büyük rezalettir.
Hatta utançtır.
Kulübümüzün doktoru, hatta sağlık sponsoru olan Özel Hastane bile Petkovic’in sakatlığı hakkında iki kelimelik dahi bilgi vermediler, veremediler. Bu da bir camiaya yapılan en büyük saygısızlıktır.
Tabii ki anlayana..

YORUMLAR